Marka Arkasındaki Şirket II: İyiliğe Güveniyoruz

Çarşamba 15 Şubat, 2017

Global halkla ilişkiler ajansı Weber Shandwick, KRC Research ile yapmış olduğu ‘Marka arkasındaki Şirket’ araştırmasının ikincisi olan ‘Marka Arkasındaki Şirket II: İyiliğe Güveniyoruz’ araştırmasını yayınladı. Dünya genelinde 21 farklı piyasadaki tüketiciler ve yöneticiler arasında yapılan son araştırma, bugünün tüketicilerinin şirketlerden hayat kalitelerini arttırmalarını beklediğini ve bunu yaparken de diğer şirketlerin nasıl davrandığının da göz önüne alınmasının beklendiğini gösteriyor.

Yapılan araştırma, tüketiciler arasındaki kurumsal itibarı belirleyen en önemli faktörlerin şirket ürünü veya hizmetinin tüketici için iyi ve sağlıklı olması ve tüketiciyi mutlu etmesi olduğunu gösteriyor. Yaklaşık her iki tüketiciden bir tanesi (%47), şirketlerin ürün ve hizmetlerinin kendileri için ne kadar iyi olduğunu ve bu ürünler hakkında ne hissettiklerini sıklıkla tartıştıklarını belirtiyor. Özellikle ‘bana iyi geliyor’ düşüncesinin, tüketicilerin satın alma kararlarını fazlasıyla şekillendirdiği görülüyor. Araştırmaya katılan tüketicilerin yarısına yakını, kendilerini mutlu hissettikleri şirketlerin ürünlerini satın aldıklarını (%46) ve kendi iyiliğini düşünen markaların ürünlerini tercih ettiklerini (%43) belirtiyor. Bir ürünün kişiye yönelik bireysel faydası, şirket itibarını etkileyen diğer faktörlere oranla tüketicinin satın alma kararını direkt olarak etkiliyor. Bu durum, şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluklarını arttırması ve tüketicilere ürünlerin faydalarının anlatılması amacıyla daha aktif bir iletişim yürütülmesi gerekliliğini gözler önüne seriyor.

Araştırma, şirket duyarlılığının da tüketiciler üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Küresel tüketicilerin yaklaşık %85’i şirketlerin kriz zamanlarındaki davranışlarının kendilerinde şirkete ilişkin bir fikir uyandırmada etkili olduğunu belirtiyor. Rapor, şirketlerin hassas konulara ilişkin duyarlılıklarının, kurumsal itibarı belirlemede medyanın (%76) veya çalışanların (%68) söylediklerine nazaran daha önemli bir yere sahip olduğunu da ortaya koyuyor. Bu bağlamda, proaktif itibar yönetimi, hiçbir zaman bugün olduğu kadar önemli ve belirleyici bir yere sahip olmamıştı. Bu çerçevede olası sorunların ve krizlerin nasıl ele alınacağına yönelik bir hazırlık yapılması ve plan oluşturulması bir gereklilik boyutundadır.

‘Marka Arkasındaki Şirket II: İyiliğe Güveniyoruz’ raporu, tüketicilerin sadece kendi istekleri doğrultusunda değil, şirket itibarı, sorumluluğu ve  güvenilirliği doğrultusunda alışveriş yaptıkları bir ortamda iş yapmaya çalışan liderler için bir kılavuz niteliği taşıyor.